6 Eylül 2019 Cuma

ORGANİK GIDA / TARIM NEDİR NE DEĞİLDİR ?

ORGANİK GIDA / TARIM NEDİR NE DEĞİLDİR ?


Organik gıdalar, basit olarak, yetiştirilmesinde ve işlenmesinde, genetik mühendisliğin, yapay ve benzeri gübrelerin, böcek ve bitki hastalığı ilaçlarının, yabani ot ve mantar öldürücü ilaçlarının, büyütme düzenleyicilerinin, hormonların, antibiyotiklerin, koruyucuların, renklendiricilerin, katkı maddelerinin, kimyasal kaplama ve parlatıcı maddelerin ve kimyasal ambalaj malzemelerinin kullanılmadığı gıda maddeleridir. Organik gıdalar, bitkisel ve hayvansal gıdaları içerir. 

O halde ; 

Bir ürünü köyden ya da köylüden aldığımızda köylü ürün fidesini tohumdan yetiştirmeyip dışarıdan alıp ektiğinde , fide büyüme aşamalarında dışarıdan alma gübre kullandığında , ürün hastalandığında ya da böcek istila ettiğinde ilaçlama yaptığında ,  organik olabilir mi ? Doğru ürün köyden ve köylüden alma ama organik değil...

Köylü organik ürün yetiştirebilir mi ?

Köylünün organik ürün üretmesi çok zor. Belki kendi yiyeceği kadar üretebilir. Ama bu işin ticaretini yaptığı sürece nufus artışından dolayı her geçen gün artan talebi karşılaması için , daha fazla çalışarak ve  daha az kazanarak daha çok ürün üretmesi gerekir. Daha çok ürün üretmenin tek yolu labarotuarlarda üretilmiş , genetiği değiştirilmiş , başka ürünlerle aşılanmış çok verimli tohumlar ya da fideler ile üretime başlamasıdır. Üretim aşamalarında gerçek hayvansal gübreleri kullanmak yerine fabrikalarda üretilen gübreleri almak , ürün hastalıklarında ya da böceklenme gibi durumlarda tarım ilaçlarını kullanmak zorundadır. Ertesi yıl ektiği ürünlerden tohum alamayacağı , ya da aldığı tohumlar verimli, tüketicinin talep ettiği görüntüde olmayacağı için tekrar tohum ya da fide almak zorundadır. Bütün bunlara ilave makina olarak , daha çok ürün yetiştirebilmek için daha çok makina , ekipman ve yakıt kullanımı ile maliyet çok yükselmektedir.

Hibrit tohum / Fide ?

Aslında bu konuya hiç girmek istemiyordum , çünkü hibride karşı olanlar kadar savunanlar var. Sadece nette rasladığım bir bölümü aktarmak istiyorum , yorum sizin .TÜKTOB (Türkiye Tohumcular Birliği) Başkanının bir açıklaması :


"Hibrit, üstün özelliklerin bir bitki üzerinde toplanma bilim ve sanatıdır" 

"Üstün özellikler ve pazarın istediği şartları yerine getirmek. Islahçılarımız, pazarın istediği şartlara göre üstün özellikli anne ve babayı melezleyerek daha üstün özellikli yeni bireyler, F1 dediğimiz yeni hibrit tohumluklar elde ederler. Hibrit tohum, daha yüksek verim demektir, daha yüksek kalite demektir, standart ürün demektir, özellikle son dönemlerde pek çok hastalığa dayanıklı bitki türleri demektir. Ancak bu kesinlikle sağlıklı ve doğaldır." 

"Bugün ticareti yapılan sebze tohumlarının neredeyse yüzde 99'u hibrit tohumluklardan karşılanmaktadır. Pazara arz edildiğinden, ertesi yıl bir sürprizle karşılaşmamak için, anneye veya babaya doğru bir yaklaşım olmasın diye her yıl bu tohumları aynı neticeyi almak için yenilerler. Bizim üreticimiz bunun farkındadır. Bu yenileme mecbur kaldıklarından değil, daha iyi ve daha üstün özellikli ürünler elde etmek için yapılıyor." 

BİZLER NE YAPIYORUZ ? PAZARIN İSTEDİĞİ ŞARTLARI YERİNE GETİRMEK ?

Pazar nedir ? Pazar biziz. Ne istiyoruz, yüksek kaliteli gözüken , tornadan çıkmış gibi her biri aşağı yukarı aynı boyutta , aynı renkte , çürüğü olmayan , üzerinde delik , leke olmayan çabuk bozulmayan görüntüsü mükemmele yakın ürünler istiyoruz. Ama bundan 20-30 yıl önce yediğimiz domatesin , biberin tadını alamıyoruz. Her biri sanki plastikten yapılmış yapay çiçek gibi. Tadı kokusu yok. Gençlerimiz eski tadı, aromayı, kokuyu bilmediği için onlara normal geliyor.

Yazıda şu dikkatimi çekti : "...pek çok hastalığa dayanıklı bitki türleri demektir" . Bizler pek çok hastalığa dayanıklı olmak için ne yaparız, aşı oluruz , bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için meyve/sebze/hayvansal gıdalar almaya çalışırız.Birincisi aklıma bu tohum ya da fideler dayanıklı ise , ilaç verilmiş olduğu geliyor. İkincisi madem ki bu ürünler sağlıklı , neden vucudumuzda sürekli vitamin eksikliği oluyor , dışarıdan vitamin ilaçları almak zorunda kalıyoruz, sık ve kolay hasta oluyoruz. İlaçta doz önemlidir , ilacı zehirden ayıran dozudur diye bir laf var. Belki de farkında olmadan -pek çok hastalığa dayanıklı bitki türlerini- tüketirken yavaş yavaş doz alıyoruz ve vucudumuzda birikiyor...

SON OLARAK, NE YAPABİLİRİZ ?

Benim kanaatim , yapabileceğimiz tek şey var, kaçıp kurtulmak! :)

Şehirlerde lüks apartman , site dairelerinde oturup, stres , trafik, egzost gazı soluyarak hayatımızı ve kalitesini azaltma yerine , belki daha aza kanaat getirerek ,köylere (Köylerin çoğu mahalle oldu)ya da daha sakin yerlere dönerek lüksten arınmış, daha sade ama sağlıklı bir hayatı tercih edebiliriz. 

Bunları yapamıyorsak ;

En azından şehir içinde  50 m2, 100 m2 bile olsa bahçeli bir eve taşınıp kendi yiyeceğimizi üretmeye çalışabiliriz. Biliyorum bu biraz maliyetli. Eskiden apartman dairesinde oturmak lükstü , bahçeli evde oturanlar onlara imrenirdi , şimdi ise tam tersi biz apartman dairelerinde otururken bahçeli evlerde oturanlara imreniyoruz.

O da olmadı ; (İşimi şehirden başka yerde yapamıyorum)

Bir ayağımızı köylere atmak. Ben öyle yaptım. Büyükşehirlere 100-200 km yakın köylerde yer satın almak ve lükse kaçmadan hafta sonları, yazın tatillerde gidebilecek bir köy hayatı kurmak. Benim için şimdilik böyle. Fiziksel olarak çok yorucu olsa da bağımlılık yapar ve şehir hayatından tamamen kurtulma hayalleriniz 4-5 katına çıkar. Şehire geri döndüğünüzde aslında burada yaşamaktan mutsuz olduğunuzu hissedersiniz. Sizin yeriniz orasıdır, sakin ve sade...



Yazı biraz uzun oldu kusura bakmayın sıkıcı olabilir. Sizlerden de olumlu olumsuz fikir ve yorumlarınızı bekleriz efendim.

Sürç-i lisan ettiysek affola.  

İnşallah yazdıklarımdan dolayı başıma bir iş gelmez :)